Hadi felsefenin dibine vuralım..
Ama şehre küstü(taşra) felsefesinin..
Tanrı her şeyi yaratmadan önce biliyor muydu?
Neyi biliyor muydu?
Yaratıp yaratmayacağı mı?
Herhalde bunu bilmek için Tanrı olmak lazım?
Bir doktorun neyi bilip neyi bilmediğini bilmek için doktor olmak lazım..
Bir boksörün neyi bilip neyi bilmediği herhalde en iyi ringte anlaşılır, ama bunun için de boksör olmalısınız..
Eğer değilseniz, karşınızdaki boksörün çok fazla şey bildiğini anlayacak kadar şuurlu kalamayacağınızı garanti ederim..
Şunu demek istiyorum aslında, karşımızdakinin bilgisi en fazla bizim bildiğimiz kadardır..
Yani nacakla kılı ikiye ayıramazsınız, en azından elinizde kıldan ince bir alet ve onu iyi görebilecek bir sensör olmalı..
Bu açıklamalardan sonra devam etmek daha sıhhatli..
Burada enterasan bir şey var; evrim olmasaydı Tanrı kavramı olmayacaktı, dersem itiraz olabilir mi?
Sanmıyorum, ama belki diyerek açık kapı bırakalım..
İtiraz mahal vermeyecek bir gerçek, değişimin yani evrende evrimin her an olduğudur.
Sadece biyolojik evrime indirgeyerek değil bindirgeyerek söylüyorum bunu, yani evrenin her anı, bir önceki an ile aynı değildir.
Dolayısı ile değişmeyen tek değişimin kendisidir klasiğini kullanmanın tam zamanı..
Eğer değişim esas ise, ortaya bir Tanrı kavramının çıkacağı kaçınılmaz olur, zaten öyle de olmuş.
Öyle ise bu değişimi Başlatan her ne ise, var olan her şeyin olacağını biliyordu, dememi engelleyecek ne var?
Burada bir çelişki varmış gibi duruyor?
Çünkü değişmeyen ve her an olan şeyin değişim olduğunu söylemiştim.
Öyle ise bunu Başlatan diye bir tabir kullanamam, kullanmamam gerekir..
Eğer değişimim ezelden ebede hep var olduğunu varsayarsam, başlatılmasını varsaymak çelişki doğurur.
Gerçi "evrende" değişim demiştim ve evrenin, en azından baryonik evrenin bir başlangıcı olduğunu biliyoruz.
Tabi burada evren demekle ne kast ettiğimizde mühim..
Ne bu detaylara, ne mikro kozmosun sağduyumuza vurgun yediren kuantum deryasına girmeceğim.
Çelişkiyi gidermek için biraz kelime çok az da rakamlara sığınacağım;
Değişim nedir?
Bir değişim olduğunu nasıl anlarız?
Çok basit, ilk durum ile son durum bir birinden farklı ise değişim olmuştur deriz.
Peki durum değişikliği için ne olmak zorunda?
Minumum düzeyde de olsa bir hareket olmak zorunda..
Yani bir harekete, daha bilimcesi bir kinetik enerjiye ihtiyacımız var..
Ama biz şunu biliyoruz;
Dış kuvvetler etkisi ile mekanik enerji kaybının olmadığı sitemlerde mekanik enerji toplamı sabittir, yani;
Toplam enerji değişimi = Kinetik enerji değişimi + Potansiyel enerji değişimi = 0
ΔK+ΔU=0
Yani daha avam bir tabirle, hareket hep var olamaz..
Hareketi yine hareket başlatır veya değişimi değişim başlatır demek de olası değil..
Çünkü o zaman değişimin hep var olmadığını kabul etmiş oluruz.
Öyle diyemiyoruz, böyle de diyemiyoruz, öyle ise en makul çözüm, değişimi, değişimin kendisinden bağımsız bir Başlatan ı varsaymak olacak gibi duruyor..
Peki başlangıç yapıldıktan sonra bütün bu olan her şeyin olmaması düşünülebilir mi?
Bence düşünülemez, çünkü bunu düşünen bizler olmazdık..
Var olan her şey olması zorunlu bir bir olasılığın eseri..
Bu olasılığın olması olası olmasaydı zaten bir olasılık olmazdı..
Olasılık varsa, olasılıksızlık yoktur, yani zorunludur.
Öyle ise her şeyi Başlatan, her şeyi biliyordu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder